< FiLM YORUMLARIM - The Life Is Movie And Movie Is Dream - Blogcu



demir_aykutt@msn.com

sinemalarda küçük bir kıyamet koptu...

Küçük Kıyamet benim çekimlerinin başladığını duyduğumdan beri merak ettiğim bir filmdi.taylan biraderlerin denenmemiş şeyleri deneme hevesleri benim ilgimi çekmiştir.film vizyona girdikten kısa bir süre sonra merak içerisinde gittim.hemde etrafta dolaşan kötü yorumlara rağmen merakımdan hiçbirşey eksilmeden.öncelikle bu sinema sitelerindeki yorumlar hakkında bir şey söylemek istiyorum.insanların bu filmi sadece korku filmi olduğunu düşünerek gitmiş olması ve yorumlarda hiç korkutmadı saçma sapan bir filmdi tipindeki cümlelere filmi izledikten sonra üzüldüm.insanlar gittikleri filmin türünü ne anlatmak istediğini anlamazlarsa o filmden ne beklerler.film bir kere hiçbir sahnesinde korkutmuyor ama bence saçma sapan ses efektleriyle korkutan filmlerden çok daha güzel bir şey yapıp insanı psikolojik olarak gerip derinden etkilemeyi başarıyor.belki benim bu düşünceme katılmayan olabilir belki benim bu düşüncem depremi istanbulda yaşamış olmamdan ileri geliyor olabilir ama anlatımdaki başarı bence depremi yaşamamış birini de etkileyebilir.film ilk yarıda sakin sakin ilerliyor(kimilerine çok sıkıcı gelebilir).ikinci yarıda özellikle filmin son dakikalarında ilk yarıda olan herşey birbirine bağlanıyor.her nekadar sonunu tahmin etmiş olsamda.bence izlenmesi gereken bir yapım. oyunculuklara gelecek olursam ilk isim tabiki başak köklükaya yorum yapmayacağım tek kelime ''süper''. diğer yandan binnur kaya ve ilker aksum da göz dolduruyor.diğer oyuncularsa normal düzeyde performan göstermişler. kısacası şu an vizyonda olan veya girecek olan birbirinin aynı saçma esprilerle bezeli türk filmlerini izlemektense bu filme gitmek insanları biraz da olsa düşünmeye itiyor.eksikleri yokmu tabi var.ama genel olarak ben beğendim.türk sineması için önemli bir yapım...

                                                                                    DEMİR AYKUT AKANGÖL

CHILDREN OF MEN (SON UMUT)

 Bu hafta vizyona giren benim dikkatimi en çok çeken yapım Children Of Men i fragmanını ilk gördüğüm günden itibaren sabırsızlıkla bekliyordum. Nihayet vizyona girdi ve ben ancak bugün izleyebildim filmi. İzlediğim bir film hakkında birileriyle konuşmak, yorum yapmak en sevdiğim şeydir. Genelde filmleri izledikten sonra sinema sitelerine filmler hakkına yorumlar yazarım. Bunu yapmak için en güzel yerin blogum olduğunu yeni farketmem üzücü ama geç de olsa bundan sonra izlediğim filmler hakkında yorumlarımı bloguma yazacağım. Neyse gelelim filme;

 

Öncelikle film konusuyla gerçekten dikkat edilmesi gereken bir film olduğunu gösteriyor. Yıl 2027 kısırlık tüm dünyayı sarmış durumda, 18 yıldır hiç bebek dünyaya gelmemiş. Tam bir kaos ortamı. Bu kaos ortamında dinler çatışmasından ırkçılığa kadar her türlü kötü olayı görebiliyoruz. Bu denli karanlık günlerin yaşandığı 2027 Londra sında (ki bu tür olaylar tüm dünya da görülmekte) Keeadında 8 aylık hamile bir zenci ortaya çıkıveriyor. Kızı güvenli ellere götürme görevini de Theo (clive owen) üstleniyor. Film anlatmak istediği kaos ortamını perdeye olabildiğince gerçekçi aktarmış. Yönetmenin kamerayı kullanma biçimi ise bir harika. Sanki filmin içerisinde karakterlerin arasındaymışız hissi vermesi çok etkileyici. Bunun için yönetmen Alfonso Cuaronu gerçekten kutlamak gerek. Oyunculuklarda çok başarılı özellikle Michale Caine in canlandırdığı Jasper karakteri filmin en renkli kişiliği ve Michael  bunu yansıtmakta oldukça başarılı. Kısa rolüyle de olsa Julianne Moore göz dolduruyor.Kısacası oyunculuklarıyla, senaryosuyla, yarattığı gerçeklik duygusuyla ve yönetmenin şahane kamera kullanımıyla izlenmeyi sonuna kadar hak eden bir film. Belki filmi çok övdüm ama hiç olmassa bu gidişle gelecekte bizi nelerin beklediğini göstermesi ve bu konuda düşündürmesiyle izlenmeyi hakeden bir yapım. Bu gelecek bize çok da uzak değil...

 

                                                                          DEMİR AYKUT AKANGÖL